GERI DONMEK ICIN TIKLAYIN
ÖSS TAVSİYELERİ
MATEMATİK
Matematik ve Geometri dersinin sayısal puanının oluşumundaki
katkısı % 42, eşit ağırlıkta % 34 ve sözel puanda %
10'dur. Her üç puan türü için de yüzdelik oran açısından
son derece yüksek değere sahip bir ders olan matematik ve
geometrinin sorularının ciddiyetle çözülmesi öğrenciye
sınav kazanma açısından büyük bir avantaj sağlayacaktır.
Dolayısıyla, böylesine önemli bir dersin sorularını
çözmeden sınavın kazanılması pek mümkün
gözükmemektedir.
ÖSS bir sıralama sınavı olduğundan soruların zorluk
dereceleri, yani zor veya kolay olması önemli değildir;
çünkü bu durum sadece puanı değiştirir; esas olan
sıralamayı değiştirmez.
ÖSS'deki matematik soruları içinde soru yoğunluğu bulunan
konular; ''sayılar, problemler, üçgen, dörtgen, çember ve
doğrunun analitiği''dir.
ÖSS'de sorulan matematik - geometri soruları özellik
açısından ezber bilgiye dayanmayan, pratik düşünmeyi ve
hızlı yorumlamayı gerektiren, aynı zamanda hatasız işlemler
ile sonuca varılmasını sağlayan sorulardan oluşmaktadır.
Bunun için, öğrencilerin matematik - geometri çalışırken
aşağıda anlatılacak olan yöntemi takip etmeleri büyük
fayda sağlayacaktır.
Öncelikle gazetede yayınlanacak olan her denemeyi, ÖSS'de
matematik dersi için ayrılan sürede yapmak gerekmektedir. Bu
zaman uygulaması öğrencilerin, kısa zamanda daha çok soru
yapmalarına, dolayısıyla soru çözme hızlarının
artmasını sağlayacaktır. Matematik sorularını, ayrılan
sürede çözdükten sonra, her bir soruyu ayrı ayrı
aşağıdaki şekilde analiz etmek, öğrencilerin bu dersteki
başarılarına inanılmaz ölçüde fayda sağlayacaktır.
Soru size hiçbir şey ifade etmiyor ise bu soruyu içeren konuyu
tekrar, adım adım çalışmanız gerekir.
Çözemediğiniz sorulardan sonra hemen cevap anahtarına bakmak
yerine, soru üzerinde tekrar tekrar düşünüp, yapmak için
çok uğraşıp en son çare olarak cevap anahtarına
bakmalısınız.
Sorunun çözümünde yorum hatası yaptıysanız, geri dönüp
konuyu tekrar gözden geçirmeli ve hatanızın ne olduğunu
öğrenmelisiniz.
Sorunun çözümünde, çözüm yolunuz doğru olduğu halde
işlem hatası yaptığınızdan doğru sonuca ulaşamadıysanız
hatanız her ne ise altını çizerek bir yere not etmeli ve bir
sonraki sınavda aynı hatayı yapmamaya çalışmalısınız.
Soruyu doğru çözdüyseniz, sorunun kenarına bir işaret
koyunuz. Bu işaretlerin çokluğu size moral verecektir.
Konuyu çok iyi bilmekle, o konuyla ilgili soruları yapabilmek
farklı şeylerdir. Konuyu iyi bildiğiniz halde, o konuyu
içeren soruları çözemediyseniz konuyu iyi bilmeniz size tek
başına katkı sağlamaz. Ancak bu ikisi bir araya geldiği
zaman yani konuyu iyi bilmek ve o konuyla ilgili çok fazla soru
çözmek gerçekleştiği zaman sonuç sizin lehinize olacaktır.
Tüm bu anlatılanlardan sonra aşağıdaki minik alıntı,
eminim ki size hayatta her işte olduğu gibi bu dersin
başarılmasında da pratik yapmanın ve çok çalışmanın
önemini vurgulayacaktır.
Trabzonsporlu Hami'ye sormuşlar: ''Topa bu kadar düzgün, sert
ve isabetli nasıl vurabiliyorsun? Hami'nin cevabı ise şu
olmuş: ''Bu topa düzgün ve hatasız vurabilmek için ben
defalarca topa vurdum.''
FİZİK
Sınavda sorulan 44 Fen Bilimleri sorusunun 19'u Fizik dersi ile
ilgilidir. Ortaöğretim boyunca öğrenilen fizik bilgilerinin
ölçümüne yönelik bu sorular asla küçümsenmeyecek bir
orana sahiptir. Fen sorularının % 43 'ünü oluşturmaktadır.
Sayısal puana ihtiyaç duyan hiçbir öğrenci bu gerçeği
gözardı etmemelidir. Ayrıca yeni sınav sisteminin ortaya
çıkardığı bir gerçek de ''Eşit Ağırlık'' puanı
hedefleyen öğrencilerin fizik sorularıyla avantaj elde
edebilecekleri gerçeğidir. EA alanında çalışan öğrenciler
doğru yanıtlayacakları fizik sorularıyla öne geçme
şansını yakalayacaklardır.
Sınava yönelik ''fizik'' çalışmalarında öğrenciler, temel
kavramların öğrenilmesini esas almalıdırlar. Çünkü
ÖSS'de ''Temel kavramlarla düşünebilme'' gücünü ölçmeye
yönelik sorular öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, ayrıntı
bilgiler ve soruların ayrıntılı bilgilere dayalı olarak
çözümü işi zora sokacaktır. Genel kavramlarla ilgili temel
bilgiler ve özetleyici nitelikteki formüller ne kadar iyi
bilinirse ''fizik'' dersinin zorluğu da o ölçüde ortadan
kalkmış olacaktır.
Örneğin ''optik '' konulu sorularda yansıma ve kırılmayla
ilgili temel kavramların ve bunları sonuçlandıran
formüllerin bilinmesi yeterlidir.
Sınavın ''ÖSS'' adıyla yapılması sınavla ilgili yanlış
değerlendirmelere yol açmaktadır.
''ÖSS, ÖYS gibi zor bir sınav değildir'' düşüncesi
yanlıştır. Fizik soruları göstermektedir ki, ÖSS'de çıkan
sorular, zorluk derecesi bakımından ÖYS'deki soruları
aratmayacak nitelikte olabilir. Çünkü ÖYS'de sorular tek bir
konuyu içerirken, ÖSS'de bir soru, birden çok konuyu
içerebilmektedir.
Sonuç olarak tüm derslerde olduğu gibi fizikte de başarının
yolu sistemli, bilinçli çalışmaktan geçer. Neyi, niçin
öğrenmesi gerektiğini bilenler sınavdaki fizik sorularıyla
dost olabilir.
KİMYA
ÖSS-SAY puanının yanı sıra, ÖSS-EA PUAN türünde de
öğrencilere başarıya getirebilen bir ders konumundaki
kimyadan, ÖSS 'de 13-14 soru sorulmaktadır. Sorular,
ağırlıklı olarak Madde Bilgisi, Atom ve Periyodik Cetvel,
Çekirdek Tepkimeleri, Temel Kavramlar, Gazlar ve Çözeltiler
konularından gelmektedir. Ancak Kimyasal Tepkimelerde Enerji,
Isı Hesaplamaları, Asitler ve Bazlar ile Yükseltgenme ve
İndirgenme bölümlerinden de sorulara yer verilmektedir.
Geçen yıl (1999-ÖSS), özellikle temel kavramlar (Mol
Kavramı, Kimyanın Temel Tasaları, Kimyasal Denklemler ve
Hesaplamalar), Gazlar ve Çözeltilerden, ÖSS' den çok, daha
önceki yıllarda yapılan ÖYS türü sorulara benzer soruların
yer alması kimyanın seçicilik özelliğini arttırmıştır.
Bu özellikler doğrultusunda öğrencilere tavsiyem, konuların
temel bilgilerini, o konunun teorisini en ince ayrıntısına
kadar özümlemeleridir. Çok soru çözerek hız kazanmak
yanında bilgiyi kullanma becerilerini arttırmalıdırlar.
BİYOLOJİ
Son altı yılın soruları incelendiğinde, soruların konulara
dağılımında;
Fotosentez ve solunumdan her yıl en az 1 soru sorulurken, bazı
yıllarda soru sayısının 4'e çıktığı,
Yaşama birlikleri ve sistematikten her yıl soru sorulduğu,
Sistemler ve katılımdan son 5 yıldır 1'er soru, iptal edilen
2 Mayıs 1999 ÖSS’de sistemlerden 5 soru sorulduğu,
Yönetici moleküller (nükleik asitler) ve protein sentezi ile
hücre yapısı, enzim ve metabolizma olaylarından da sıkça
soru sorulduğu gözlenir.
Soru dağılımına dikkat edilirse, 44 Fen sorusunun 12'sini
oluşturan biyoloji sorularının biyolojinin tüm konularını
kapsadığı görülür.
Sayısal puanı hedefleyen öğrencilerin doğru çözdükleri
her sayısal sorunun puanlarına yapacağı katkı aynıdır.
Yeni sınav sistemine göre, Eşit Ağırlıklı öğrencilerin
ise doğru çözdükleri her Fen sorusu hedeflerine önemli
oranda yaklaşmalarına neden olacaktır.
Sayısal soruların sonunda bulunan, 76 soru çözdükten sonra
geniş bir müfredattan, dikkat, yorum ve bilgi isteyen biyoloji
sorularının çözümünde başarılı olabilmek için temel
biyoloji bilgilerinin eksiksiz olması gerekir Bu da ezber
yerine, düzenli çalışma ve konuları kavrama ile sağlanır.
Bazı deney soruları, deneyi açıklamak için uzun
yazılmaktadır. Bu soruların çözümünde; temel bilgilerin
yanısıra, sorudaki veriler de kullanılarak rahatlıkla
çözülebilir. Sorudaki veriler, mutlaka okunmalıdır.
Ayrıca bazı sorularda karşımıza latince sözcükler
çıkabilir. ÖSS sorularında bu sözcüklerin açıklaması
verildiğinden sorun yaratmaz.
Bu açıklamalar dikkate alındığında her öğrenci, bilgileri
ve dikkati düzeyinde başarılı olacaktır.
TÜRKÇE
Toplum halinde yaşamanın gereği ve sonucu olan birçok olgudan
biri belki de birincisi ''dil" dir. Toplu yaşamayı
kolaylaştırmada en önemli araç olan dil, öğretim ve
öğrenimin de anahtarıdır. Bilgi aktarmayı ve bilgi
biriktirmeyi sadece onunla gerçekleştirebiliriz. Giderek,
uygarlığın günümüzde ulaştığı noktayı da dilin
varlığına bağlayabiliriz.
Bu gerçekten yola çıkarak dil çalışmalarının, eğitim ve
öğretimin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi
kaçınılmazdır. ÖSS'de sorulan Türkçe sorularını da bu
bakışla değerlendirmek gerekir.
İlk ve ortaöğretim süresince okutulan Türkçe - Edebiyat
dersleri dille ilgili belli hedeflere yöneliktir.
''Dinlediklerini, okuduklarını incelik ve derinlikleriyle
kavrayan; yazarken, konuşurken Türkçe'nin yazımına,
söylenişine ve estetik inceliklerine özen gösteren ''kişiler
yetiştirmek bu amaçların en önemlisidir. Bu hedefe
ulaşmışlık Türkçe ve Edebiyat derslerindeki başarıyı
belirleyecektir.
Türkçe sorularını yanıtlarken sizden beklenenler bir an bile
göz ardı edilmemelidir. Anlamaya, yorumlamaya yönelik bir
bilinçle sorular okunmalı, seçenekler bu anlayışla
değerlendirilmelidir.
Türkçe sorularının çoğunluğu ''anlam" konulu
sorulardır. Sözcük, cümle ve paragraf düzeyinde anlam
araştırması yapan bu sorular, öğrencilerin ''kavrama
gücü" nü de ölçmektedir. Bu nedenle sorular okunurken
zihinsel etkinliklerin soru üzerine yoğunlaştırılması
esastır. Okunanların zihinde canlandırılması, örneklenmesi
giderek somutlaştırılması anlamayı kolaylaştıracaktır.
Sözcük ve söz öbeklerinin anlamları üzerinde
değerlendirmeler yapılırken ''temel, yan ve mecaz anlam"
bilgileri kullanılmalıdır. Cümle yorumuyla ilgili sorularda
da hem sözcüklerin anlam özellikleri hem yargı düzeyinde
iletilmek istenen kavramlar dikkate alınmalıdır. Paragraf
yorumunda cümleler arasındaki anlam ve anlatım akışı göz
önünde tutularak bütüne yönelik değerlendirmeler
yapılmalıdır.
ÖSS'nin öne çıkardığı bir başka konu da; ''anlatım
bozukluğu" konusudur. Gerek dilbilimsel yanlışlıklar
gerekse sözcüklerin kullanımıyla ilgili özensiz tutumlar bu
konunun özünü oluşturur. Alışılmış, çok duyulan
anlatım yanlışlıkları fark edilmeyi iyice güçleştirir.
Konuyla ilgili çok sayıda soru çözmek en iyi çalışma
yoludur.
Sınavın yaklaştığı bugünlerde ''dilbilgisi"
konularının bilgi eksiği de tümüyle giderilmelidir.
Sınavın bilgiye dayalı sorularını oluşturan dilbilgisi
konuları aslında tüm Türkçe soruları için de bir temel
oluşturur.
Özetle; anlayarak okumak, okuduğunu somutlaştırabilmek sınav
öğrencisi için vazgeçilmez bir hedeftir. Bu hedefe
ulaşmanın yolu da çok soru çözmektir.
TARİH
Tarih öyle "kocaman bir etkinliktir" ki geçmiş,
bugün ve gelecek, tarihin sonsuz zinciri içinde birbirine
bağlıdır. Böylesi önemli bir uğraşı alanına burun
kıvırarak bakmak, her halde bu alanla ilgili motivasyon
eksiğine bağlı olsa gerek. Kişinin, onda kendinden bir parça
görmesini sağlamak, tarih öğretiminin çıkış noktası
olmak zorundadır. Bu nedenle tarih öğretiminin amaçları
arasında:
Öğrencinin "geçmiş"i ve ve "bugün"ü
anlamasını sağlamak,
Bütün insanlığın etkinliklerine karşı ilgi uyandırmak ve
böylece öğrencinin ufkunu genişletmek,
Kendisini bir zaman boyutunun, sürekli bir akışın içinde
görmesini sağlamak,
İnsan soyunun bir üyesi sıfatıyla geçmişe neler borçlu
olduğunu ve geleceğe karşı ödevlerini kavratmak,
Evrenin, hep böyle olagelmediğini anlamasını sağlamak ve
geçmiş deneylerin çeşitliliğine bakarak gelecekte de geniş
olanaklar bulunduğunu düşünmesine yol açmak,
Toplum-birey ilişkisini kavratmak,
Yüksek insan değerlerini benimsemesine çalışmak; dünyanın
her neresinde, her ne zaman, her kime karşı haksızlık
yapılmışsa ona tepki göstermesini; her kim değerli bir şey
yapmış, insanlığa bir değer katmışsa, ona gönülce
yakınlık duymasını sağlamak, gibi değerler yer almalıdır.
ÖSS’de tarih dersi ile ilgili 19 soru çıkmaktadır. Bu
soruların yaklaşık % 50’si T.C. İnkılap Tarihi, % 50’si
de genel tarihle ilgilidir.
Soruların analizi yapıldığında; "Bilgiyi verip,
kullanma", "Paragraftan sonuca ulaşmak",
"Ortak özellikler veya farklı özellikler",
"Özel bilgilerden genel sonuca ulaşma", "Farklı
bilgilerin karşılaştırılması”, "Bilgiyle, verilen
paragrafı bütünleştirme" becerilerine dayalı sorular
çıkmaktadır. Ayrıca 1998-1999 sınavında bir grafik sorusu
çıkmıştır. Fakat bazen ÖYS tarzında "Bilgi"
sorusu da çıkmaktadır.
Bütün bunlardan da anlaşıldığı gibi konuların
neden-sonuç, yer-zaman ilişkileri içinde ele alınması
gerekmektedir. Bütün bunlar için tarihi, dogmatik bilgi
yığınından kurtararak tarihsel bilgilerin karşısına onu
tartışabilecek değerlerin de konulması gerekmektedir. Bu
bilgi, yüklemeyi kendiliğinden yok edecek ve ezberci eğitime
indirilecek önemli bir darbe olacaktır.
COĞRAFYA
1- Coğrafya yeryüzünü tasvir eden (açıklamaya çalışan)
bir bilim dalıdır.
2- Yeryüzü konulu olayları inceler.
3- Bitki ve hayvan topluluklarının farklı dağılışı
inceleme alanlarından bazılarıdır.
4- Nüfus yoğunluğu, nüfusun yeryüzündeki dağılışı,
yerleşmeler ve özellikleri de coğrafyanın inceleme alanına
girer.
5- Doğa olayları yeryüzünde değişiklikler oluşturur.
Coğrafya yeryüzündeki değişmeleri de yakından inceler.
6- Havaküre yeryüzü ile ilişkili olduğundan Coğrafya, iklim
olaylarını incelemek durumundadır.
7- Deniz ve Okyanuslardaki olaylar da Coğrafya'nın inceleme
alanı içinde yer alır.
Yukarıda, maddelerle başlıkları verilen olayları, inceleyen
''Coğrafya" kompleks bir bilim dalıdır.
Bu durum, Coğrafya'da konuların neden - sonuç ilişkisi
içinde düşünülüp ele alınmasını gerektirir. Pek çok
bilim dalı ile ilişkili olan Coğrafya biliminde, doğru
yorumlar yapabilmek için geniş bir kültür birikiminin olması
gerekir. Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji derslerini iyi
yorumlayan öğrencilerin Coğrafyada başarılı olmaları bu
yüzdendir.
ÖSS'de Coğrafya dersi ile ilgili 15 soru sorulmakta ve bu
soruların yaklaşık % 50'si Genel Coğrafya, % 50'si de
Türkiye Coğrafyası'ndan gelmektedir. Coğrafya sorularının
analizi yapıldığında; soruların ''bilgi gerektiren„ ,
''verilen bilgiyi yorumlamaya dayanan„ ve ''grafik - şekil
yorumu„ nu içeren sorular olduğu görülür.
Öğrencilerin soruları çözerken ''bilgiyi yorumlama''
tekniğini iyi bilmeleri gerekir. Bunda, Türkçe'yi iyi anlayan
ve kullanan öğrenciler önemli bir avantaj sağlar. Çok
sayıda örnek soru çözerek, konu tekrarı yaparak soru çözme
hızı artırılabilir.
Coğrafya sorularının sözel, eşit ağırlık ve sayısal
gruplara kazandıracağı puanların yanı sıra
öğrendiklerinizin sizlere yeni bir vizyon kazandırdığını
unutmayınız.
FELSEFE GRUBU
ÖSS Sözel testteki soruların 10 tanesi Felsefe Grubuna aittir.
Bunlar genellikle temel kavramları bilmeyi gerektiren yorum
ağırlıklı paragraf sorularıdır.
Son on yılda yapılan ÖSS'lerde Psikoloji, Sosyoloji ve Felsefe
derslerinden sorular çıkmıştır. Ancak 1999 - ÖSS'de tüm
Felsefe Grubu soruları Felsefe dersi ile ilgilidir. Sosyal
alanı seçen öğrencilerin aleyhine olan bu uygulamanın neden
yapıldığını anlamak mümkün değildir. 2000 - ÖSS'de de
ÖSYM, bu tutumunu sürdürebilir.
O nedenle, öğrencilerimiz bu sınava hazırlanırken
ağırlığı Felsefe dersine vermeli, fakat her olasılığı
dikkate alarak Psikoloji ve Sosyoloji derslerini de gözardı
etmemelidirler.